Haber Detayı
Son Osmanlı, Rumeli Beylerbeyi Ekrem Hakkı Ayverdi...
HABER TARİHİ: 24 Nisan 2023 | 756 Kişi okuduSon osmanlı, Rumeli Beylerbeyi, İstanbul Beyefendisi, Mimar Ekrem Hakkı Ayverdi'yi aramızdan ayrılışının 39. sene-i devriyesinde hasretle, minnetle yad ediyoruz.
Ekrem Hakkı Ayverdi Kimdir?
22 Aralık 1899'da İstanbul'da doğdu. Babası piyade kaymakamı İsmail Hakkı Bey, annesi Fatma Meliha Hanım'dır. Kardeşi Sâmiha Ayverdi, babasına atfen, dedesinin Ramazanoğulları'na kadar, annesinin atalarının da Kanunî Sultan Süleyman'ın Budin seferinde şehit olmuş ve oraya defnedilmiş Gül Baba'ya kadar uzandığını nakleder. Ekrem Hakkı Ayverdi bir yazısında İstanbul'a olan mensubiyeti ile ilgili olarak şunları yazmıştır:
“1899'da İstanbul'da doğdum. Büyükbabam 150 sene önce Bolu'dan İstanbul'a gelmiş, büyükanne tarafım Isparta cihetinden. Onların İstanbul'a gelişleri ise 200 sene evveline rastlıyor. Yani İstanbulluyum. Ama vaktiyle bir konferans vermiştim. Orada demiştim ki: ‘Ben hem Bosnalıyım hem Budinliyim hem Üsküplüyüm hem Atinalı hem Sofyalıyım hem Erzurumlu hem Erzincanlıyım. Fakat İstanbulluyum. Hiç ayırmam.’”
1907'de tahsil hayatına başlayan Ekrem Hakkı Ayverdi, 1920'de Mühendis Mektebi'nden (İstanbul Teknik Üniversitesi) mezun olmuştur. İstanbul Belediyesi'nde bir buçuk yıl kadar çalıştıktan sonra serbest meslek hayatına atılmış, 1950 yılına kadar süren bu devrede çeşitli inşaatların taahhüdünü almasının dışında, İstanbul ve Trakya'da birçok tarihî binanın restorasyonunu yapmıştır. Çocukluğunun geçtiği Şehzadebaşı'nın renkli muhiti, babasının selamlık sohbetleri, imanlı ve vatansever aile ocağı, devrin çeşitli sanat ve ilim muhitleri, Ekrem Hakkı Ayverdi'ye kuru bir inşaat ve teknik adamı olarak kalmaktan ziyade, bir fikir ve sanat adamı hüviyetini kazandırmıştır. Eski mimarî eserleri ihya ederken bir yandan da çeşitli sanat eserlerini, güzel yazı ve tezhip, kur'ân-ı kerimler, murakkalar, ciltler, nadide kumaş ve çiniler, muhtelif cins cam eşya, yazı sanatına ait malzemeleri toplama ve muhafaza etme yolunu da tutmuştur.
Çok yoğun ve verimli bir iş hayatına rağmen, 1950'lerde bütün bu müteahhitlik çalışmalarını bırakarak fikir ve yazı hayatına başlamıştır. Bu tarihe kadar iş hayatında başarısı ve dürüstlüğü ile tanınan Ekrem Hakkı Ayverdi, bundan sonra mimarlık tarihi araştırıcısı olarak da yeri kolay kolay doldurulmayacak eserler vermiştir. Bütün bu araştırma çalışmaları denilebilir ki hemen hemen ömrünün son senelerine kadar devam etmiştir. Çok sayıda araştırma gezileri, kaynak çalışmaları ve elde edilen bilgilerin değerlendirmeleri ve yayımlanması aralıksız sürmüş; 1952, 1956 ve 1976 yıllarında Yugoslavya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan'daki Türk eserlerini araştırmanın dışında 1950'den itibaren Anadolu'nun her tarafına da çeşitli seyahatler yapmıştır.
Ekrem Hakkı Ayverdi, Mühendisler Birliği ve Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu şeref üyesi, İstanbul Fetih Cemiyeti kurucu üyesi ve başkanı, Türk Tıp Tarihi Kurumu, Türk Ocağı ve Aydınlar Ocağı üyesi idi. Bir ömür boyu biriktirdiği çeşitli sanat eserlerini, koleksiyonlarını ve bütün emlâkini; 1978 senesinde kurduğu Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı'na bağışlamıştır. Eşi İlhan Ayverdi de bu vakfın başkanlığını vefat edinceye kadar yürütmüştür.
1979 yılında İstanbul Üniversitesi Senatosu tarafından kendisine “Fahrî Edebiyat Doktoru” unvanı, Aydınlar Ocağı tarafından da “Üstün Hizmet Armağanı” verilmiştir. 1981'de ise İstanbul Teknik Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Tarihi Enstitüsü tarafından “Üstün Hizmet Beratı” verilmiştir.
1946'dan beri, çeşitli dergi ve gazetelerde neşredilen ve sayısı 81'e ulaşan makalelerinin bir kısmı, diğer bütün eserlerini de basan İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından kitap hâline getirilmiştir.
Fazlı ve Aligül adlarında iki oğlu olan Ekrem Hakkı Ayverdi, 24 Nisan 1984 tarihinde İstanbul'da Fatih'teki evinde vefat etmiş ve Merkez Efendi Kabristanı'na defnedilmiştir.